Ceryan


Zengin müzikleri ve K&D

Oldum olası caz mevhumunun zengin sınıfın tekeline düşmesine kıl olmuşumdur. Caz dinlemek için ya%5’lik dilime gireceksiniz ya da ciddi para biriktirmeniz gerek. Böyle olunca her ne kadar ilgi duysam da canlı performansları düzenli takip etmek imkansız olmuştur İstanbul’da.

Ne yazık ki son 2-3 yılda alakalı kişiler el ele verip (lounge FM, Babylon vs…) bu durumun aynısını elektronik müzik için de geçerli kıldılar. Tebrikler valla. Bonobo ilk istanbul konserinde 25 liraya çaldı. Ondan sonra hemen tarife arttı. Lounge FM’in festivali ise resmen ‘kalbur üstü değilsen bulaşma’ demekte. Lounge FM’in etkinlik duyurularını nerede duysam sinirim atıyor artık.

Bu müzisyenler Avrupa’da sürekli bir yerlerde çalmaktalar ve bilet fiyatları 15 ile 30 € arasında değişiyor (Satın alma gücü paritesini de dikkate almak lazım). Ama her ne hikmetse, bize geldiklerinde fiyatlar bir kaç kez katlanıyor.

Neyse, nerden geldik bu konuya, Kruder  & Dorfmeister. 20 Ekim’de İstanbul’a geliyorlar. Bilet fiyatı 56 Lira Biletix’te. Biletix öpücükleri hariç. Bildiğim kadarıyla çok gelmiyorlar İstanbul’a. Güzel bir fırsat olabilir. Ya da yarım saat çalıp giderler, olmayabilir.

Günün linkleri ise şöyle,

Ninja Tunes favori plak şirketim, bilumum grup bilgisi için buyrun
Kruder & Dorfmeister biletleri
Kruder & Dorfmeister sitesi


Ben elektronik müzikten hoşlanmıyorum.

“Ben elektronik müzikten hoşlanmıyorum.” diyen çok kişiyle karşılaştım. Her müzik dinleyicisinin “abi ben her türlü müziği dinlerim!” tarzı bir geniş gönüllülük beklemiyorum, fakat bu tarz bir ön yargının elektronik müzik için özelleşmesi gerçekten ilgi çekici. Bunun yanında bu fikirdeki kişiler müzikle üç aşağı beş yukarı ilgileniyorlar -caz olsun, rock olsun, yani müzikten anlamamaları veya çeşitlilik karşıtı olması gibi bir durumları da yok; karşımızda incelenesi bir ön yargı var.

Bu ön yargı üzerinde bilgi sahibi olmak biraz zor, çünkü üzerine bilim yapılmayacak kadar önemsiz gözüken bir konu. Üzerine üstlük yandan bu öznel cevapları olan soruların analizini yapmak çok zor. Tabi ki merak eden insanın yaptığı en sıradan şeyi yaptım; Google’a sordum.

Google’da konuyla ilgili kelime dizilerinin verdiği İngilizce’deki arama sonuçları merakımı doğrular nitelikte, çünkü on binlerce sonuçla karşılaşıyorsunuz. (“İnsanlar neden elektronik sevmez” ya da “elektronik müzik sevmiyorum” gibi aramalar yaparsanız göreceksiniz) Bu sonuçları okudum bir süre, ve genel olarak görüşlerin bir listesini çıkardım. Tabi ki iş burada bitmiyor, çünkü ‘bu ön yargıyı kırabilmek mümkün mü’ veya ‘neden oluşmuş’ gibi sorulara da değinmek gerekiyor.

En çok karşılaştığım ve herhalde en basit seviyedeki karşı çıkma, elektronik müziğin kolay üretilebilir olduğu. Hatta ileri gidersek, bu müziğin eğitim ve yetenek gerektirmeden oluşturulabilmesi ve bilgisayarı olan herkes tarafından yapılabileceği sık dile getirilen nedenler. İnsanlarda böyle kanıların oluşması bir ölçüde kabul edilebilir, çünkü bu müziği yapmak için temelde çok ekipman gerekmiyor. Bu olsa olsa iyi bir şey olabilir, çünkü bir alanda üreten insan sayısının fazla olması o alanı yükseltir. Ama bunu böyle yorumlamayan kişiler, sanırım, çokluktan kaynaklanan kalite farklılığından daha çok rahatsızlar. Bu açıdan haklarını vermek lazım. Rastgele gittiğiniz bir filarmoni orkestrasının konserinde hayal kırıklığına uğrama şansınız, internetten rastgele dinlediğiniz elektronik müziğe göre çok daha azdır. Eğer bir türden çok örnek varsa, iyisini bulmak için daha fazla çaba sarf etmeniz lazım. Bu elektronik müzik için çok doğru bir saptama, beğeninizi kazanacak kalitede müziği bulmak için diğer türlerden çok daha fazla uğraşmanız gerekiyor. Yani ortada çok fazla bilgisayar olabilir, ama yetenek için aynı şeyi söyleyemeyiz.

İkinci çok karşılaşılan sebep ise elektronik müziğin teknoyu çağrıştırması ve alt türleri hakkında bilgi sahibi olunmaması. Genel kanılardan biri de tekno imajının insanları elektronik müzikten itmesi. Bu tarihsel rastlantı, -80’lerin imajı- güncel elektronik müziğe haksızlık yapılmasına neden oluyor galiba.

Son grupta ise tekno müziğin tekrarı sevmesi ve söz içermemesi var. Anlaşılana göre insanlar şarkı sözlerini tahmin edilenden daha fazla önemsiyormuş. Tabi ki söz içeren şarkılar da yeterince var, ama sözsüz bir rock, pop şarkısı duymak çok daha az olası. Bu görüşü destekleyen bir bulgu, 2000’lerde çıkan elektronik müziğin daha fazla söz içermesi ve insanları çekmedeki etkisi. Mesela Royksopp, Fatboy Slim ve Bonobo Türkiye’de diğer prodüktör ve D.j.’lere göre daha fazla popüler oldular.

Bu ön yargıların zamanla eriyeceğini söylemek yanlış olmaz. Bundan daha ilginç tahminler de bulunmak gerekirse, elektronik tabanı olan müziklerin üretimi internetin müzik dağılımına katkısıyla artışa geçecek. Daha geniş kitleler seslenmek isteyen müzisyenler de müziklerini olabildiğince elektronik müzik etiketinden uzak tutmakta fayda görecekler (Electroacoustic diye bir terimin icat olması buna bir örnek). Son öngörüm ise, biz tüketenleri ilgilendiriyor. Artık tamamen internette doğup büyüyen türleri öğrenmek ve dinlemek için fazladan bir bilgilenme gerekecek. LastFM, Pandora tarzı kaynakların yanında dinleyicilerin ürettiği bilgilendirme içerikleri de önemli hale gelecek. Ansiklopedik bilgiler, -wikipedia, amg, bu dinamik ve çağdaş müziği ancak geriden takip edebiliyor. İşte bu noktada başlattığımız bu blog tarzı oluşumlara daha fazla ihtiyaç duyulacak.