Ceryan


Kara kum tanecikleri!

Bugünkü konumuz; “Bonobo yeni albüm çıkarmış.”

İlk önce Bonobo’dan bahsetmek gerekiyor. Kendisi İngiliz bir producer/DJ. Producer kelimesinin yapımcı ile aynı olmadığı, ve daha iyi bir Türkçesinin olmaması ayrı bir yazının konusu, fakat ufak da değinmek lazım. Producer olan DJ’ler bildiğiniz, özgün müzik üreten muhteşem insanlar. Nujabes, Quantic bu türün ne güzel örnekleridir. Bonobo da onlardan biri.

En son albümü “Days To Come” üzerinden nerdeyse 3 yıl geçmişti. Yeni albümü “Black Sands” ise geçtiğimiz günlerde çıktı. Yeni albümden sonra “Days to Come” albümünün istisna olduğu daha da belli oldu. Yeni albüm ilk albümlerine daha yakın, dans ritimleri daha fazla, vokal daha az, davul ritimleri daha geride ve bass yönü kuvvetli. “Days to Come” eğlence ortamında çalınması zordu, ama yeni albüm çok rahat bar, club ortamlarına gidecek kıvamda, hele bir de remixleri çıkarsa… Bu dediklerim albümde yenilik olmadığı yönünde algılanmasın; uzak doğu çizgisi, Nujabes, DJ Krush dinleyen bünyelerde “vel dan” etkisi yaratmıştır.

Benim açımdan şöyle bir güzelliği de oldu albümün; beğendiğim albümün turu dahilinde, bonobo Boston’a geliyor. Güzel bir yaşgünü hediyesi oldu.

İlk dinlemelerde hoşuma giden 3 şarkıyı monte ettim buraya, ama burda kalmasın kara kumlar, daha da dinlensin.

Reklamlar

Osman İşmen ve 70’lerin Kopuk Müziği

Yazıya başlamadan ekleyeyim, youtube açabilenler linkteki şarkıyı, açamayan ama albüme sahip olanlar albümden bir şarkıyı dinleyip okurlarsa, yazı kafanızda daha da anlam kazanacaktır. İkisini de yapamıyorsanız Zeki Metin filmlerini düşünüp öyle başlayın.

Osman İşmen – Diskomatik Katibim

70’ler müziğin ticari kaygılardan daha uzak, müzisyenlerin merak ettikleri seyleri daha serbestçe denedikleri bir dönem. Osman İşmen’de Diskomatik Katibim’i 1978 senesinde çıkarmış. Tabi o gunü bugün böyle yorumluyoruz nihayetinde ama kaydedildiği zamanda para kazandırsın diye çıkmıştır bu albüm piyasaya. Bu sebeple ilk cümledeki önermemin tam olarak cevap verdiğine inanmasam da, sebeplerinden birisinin o olduğuna inanıyorum. Bir diğer sebep de daha fazla sayıda iyi müzisyenin aynı anda varolabildiği bir zamanda onlardan öykünerek müzik yapanların ürünleri de daha kaliteli oluyor. Cem Karaca’nın Barış Manço’nun günümüzdeki örneklerden çok daha iyi olmaları bunu açıklıyor sanırım.

Bu rahatlıktan olsa gerek Osman İşmen de denesem nasıl olur diyerek, ilgisini çeken birşeyi yapmışa benziyor. Türk müziğinin dna kodlarına işlemiş şarkıların bir kısmını o donemin (70’ler) revaçta tarzıyla yorumlayarak disco, funk, groove değişik bir albüm sunmuş bizlere. Nihavend longadan mehter marşına çok iyi bildiğimiz on şarkıyı bu şekilde dinlemek değişik bir his tabi. ama tarzların birbirine oturmamasindan kaynakli bir olmamislik, bir oturmamislik hissettim ben bir kaç şarkıda.

Yinede düşünmeden edemiyorum, kasap havası düğünlerde o dandik synthesizerlarla değil de Osman İşmen’in bu albümdeki haliyle çalınsa düğün salonlarının disko toplaronın daha bir anlamı olmaz mıydı diye. Bu albüm düğün salonlarında kendine yer edebilmiş ve bu günlere kalabilmiş olsaydı, düğün denen aksiyonun çok daha eğlenceli geçeceğine inanıyorum.

O yıllarda çıkan benzer albümlerin basına gelen hadise Diskomatik Katibim’inde başına gelmiş, Türk filmleri bu albümdeki şarkıları birçok filmde hunharca kullanmış. Zeki Metin filmlerine, Teco’nun hippi olduğu o ev partileri ya da çılgın diskotek ortamlarına dikkat, arkada mutlaka bu albümden bir şarkı çıkacaktır karşınıza. Gerçi gerilim sahnesine Pink Floyd Dogs solosu koyanlar da varmış bu memlekette. Tabi Yeşilçam o zamanlar Osman İşmen olsun Önder Bali orkestrasını kullanırmış. Doksanlara geldiğimizde Levent Kırca’nın Barbaros Hayrettin’inin enfes şarkılarını kullandığını da gördük, değişik kafalar tabi bunlar.

Denemek için alın/indirin dinleyin derim. Sonrasında bazı yerlerde belki sizde kullanmak istersiniz ya da arkadaslarınıza çalıp sekil de yapmak isteyebilirsiniz. Bir kere dinleyip bir şey kaybetmeyeceğiniz gibi şarkıların bu yorumlarını daha çok beğenebilirsiniz de.

Meraklısına Not: Albümde yer alan şarkılar aşağıdaki gibi

1) üsküdar’dan diskoteğe giderken
2) nihavent longa
3) mevlana, kara karadır
4) döktürü süt içtim diskotekte
5) konyalı final

kısım 2:

1) rast disko intro
2) hekimoğlu
3) disko kasap havası
4) azize diskotekte
5) ceddin dede (mehter marşı)


The Avalanches

The Avalanches’i ilk kez Lounge FM’de duydum, Frontier Psychiatrist. Şarkının dile pelesenk olan sözleri “That boy needs therapy” aratınca youtube’dan videosunu bulmak mümkün. Şarkının en az kendisi kadar etkileyici ve zekice bir videosu var. Cevher’e ulaşmak, albümü (Since I left you) indirmekle doruk yapıyor. Bu şarkının olduğu albümün, sampling türünde bir kült olduğunu söylemek abartılı kacmayacaktır.

Ne yazık ki, dakikalar içinde yükseldiğimiz heyecandan damdan düşer gibi uzaklaşıyoruz, çünkü 2000 yılındaki bu albümleri dışında başka bir albümleri yok. Resmi sayfaları ise terk edilmiş durumda. Başka toplama albümlerde remixleri var, o kadar.

Tek tesellimiz, albümlerinin insanı en az bir kaç ay oyalama yetisi, tüketmesi çok güç çünkü çok zengin bir albüm. Albüm 3500 sample kullanılarak yapılmış. 2 klipleri var, diğer klip Since I left you için çekilmiş ve bir kaç kez izlettiren kliplerden.

Önerimiz şu, ilk önce Frontier Psychiatrist’i dinleyin, ondan sonra klibini izleyin (bu şekilde klibin başarısı daha çok anlaşılacaktır). Sonra albümü indirin, ve dinleyin. Zaten bu türü seviyorsanız bırakamayacaksınız.

The avalanches@myspace


Easy Star All Stars

Bu adamlar en sevdiğimiz grupların en sevdiğimiz albümlerini coverlıyorlar. Bu işi de şarkıları dub, reggae yorumlayarak yapıyorlar ve bu formül bir hayli başarılı olmuş. Bir defa canlı izleme imkanını da bulduğum Easy Star All Stars kesinlikle eğlence vaadediyor. Şu ana kadar çıkardıkları üç albümde Pink Floyd – Dark Side of the Moon, Radiohead – OK Computer ve Beatles – Sgt. Lonely Hearts Club Band albümlerini kendilerince yeniden düzenlediler. Değişiklik arayanlar için iyi bir grup.

Nedir, ne değildir diye bakacaksanız alın size bir iki şeker link

http://www.myspace.com/easystar
Canlıyken böyleler


Žagar

Žagar Macar bir grup. Grupta enstrüman dağılımı ile eskiden bir rock grubu olduğunun ipucunu veriyor. Her şeyden biraz var Zagar’da; sampling, akustik enstrümanlar, inceden bir rock ve yerine gore iyi bir dans ritmi -hatta downbeat azıcık. Grup hakkında kısa bir bilgi geçeyim; 2 albümleri var. Son albümleri “Cannot Walk Fly Instead” albümlerini dinlemek sart. Dikkat çekici şarkılar; albüme ismini veren sarki -iyi bir dans ritmiyle, “Prophet is a fool” güzel gitar rifleri ve samplelari ile, aksak ritmi ile “North Pole Samba”, düşük tempolu “Longing for Solitude”…

sırada linkler var;
Myspace
Resmi Site