Ceryan



Popüler Müziğin Kara Delikleri

Popüler olan mı kendisini dinlettiriyor, yoksa bilinmeyen bir güç mü bize yaptırıyor? Peki ya o şarkıları kim seçiyor? İşte bütün bu soruları irdeleyen gizem ve heyecan dolu bir macera

Wikipedia der ki; kara delik, çekim alanı her türlü maddi oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, kütlesi büyük bir kozmik cisimdir. Yani ne yapar bu kara delikler, etrafına toz, toprak, ışık, ışın demeden hepsini canavar gibi yerler. Bilim insanları, kimsenin tutamadığı bu astrofizik canavarların aslında hayatımızın hiçbir yerinde hiçbir şekilde karşımıza çıkamayacağını iddia ediyorlar. Hayır, yanılıyorlar. Türkiye’de yaşamışsanız mutlaka size de komşu bir kara delik mutlaka ki bulunmaktadır. Bu kara delik mahaller çekim alanlarına giren bütün müziği etkisi altına alıp yok ettikten sonra geriye kulaklarımıza pelesenk şarkılar bırakmaktadır. Neredeler bu kara delikler diye sormayın, komşu mahalleniz, gitmekten çok hoşlandığınız popüler mekânlar olabilirler.

Astrofizik kara deliklerin yedikleri kozmik abur cuburların kalıntılarına ne olduğunu bilememiyorum ancak müzikyutan kara deliklerin yemeklerini iyice sindirdikten sonra “işkence şarkılar” olarak doğaya saldığı aşikâr. Doğaya salma işlemini bölgenin ekonomik gücüne bağlı olarak kimi zaman bir Şahin’in “çaça” ses sisteminden(?), kimi zamanda bütün sokağa müzik yayını yapmayı amaç bellemiş bir korsan dvd dükkanından yapmaktadırlar.

Bu kara delikler müziğin her türlüsüyle beslenirken, dışkı olarak bıraktıkları atıklarda hip hop, pop, R&B ve rap favori tarzları olsa da bölgesine göre rock, tango, vals, hafif elektonik şarkılar da çıkmaktadır. Usher, Black Eyed Peas, 50 cent favori grupları olup neredeyse hitlerini kaçırmamaktadır. Hele ki Usher’ın Yeah parçası minibüsünden, “çakma” tshirt satınanına dar ama etkili bir yelpazede sıkı yer edinmiş, hala ara ara hayatımızı anlık zindanlara çevirebilmektedir. Minibüs örneği, bu astrofizik canavarın popüler müzik süpürüntüsü olan bu “atık müzik” dışkısını sadece lümpen yerlere bırakıp, sadece oraları kirlettiğini sanmayın; İstiklal Caddesi’nin baştan sona 2 yıl boyunca senkronize bir şekilde Seitkaliyev’in Waltz of the Butterfly parçasını çalan kitapçı ve kasetçiler birçok insanda kalıcı travmalar yarattı. Ömer Faruk Tekbilek I love you parçasını kaydederken insanlarda “yüz bin defa dinlemekten kulak travması” yaşayacaklarını düşünmemişti. Gerçi aynı şeyi Yedi Karanfil için söyleyemeyeceğim, onlar bunu düşünmüş olabilirler.

İşte doğanın bir dengesi sonucu ortaya çıkan bu karadelikler her gün akıllarımıza ziyan getiren şarkıları mekan, zaman, ekonomik, kalite durum dinlemeksizin üzerimize zerk etmektedir. Aslında “işkence şarkı” haline gelmemiş olsa keyifle dinleyebileceğimiz onca şarkı bu canavarı midesinde yok oldu gitti. Bu işkencelere maruz kaldıktan sonra Disco Partizani’yi tekrar dinlemem yaklaşık 6 ayımı alabildi, artık zevkle dans edebiliyorum. Aşağıda bize bu şekilde miras kalmış pis şarkıların kısa bir listesini görebilirsiniz.

Africanism All Stars – Zookey
Alex Guadino – Destination Unknown
Benni Benassi – Satisfaction
Bob Sinclair – What i Want by Fireball
Black Eyed Peas – Boom Boom Pow
Usher – Yeah

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: